HABER ARŞİVİ

Kayyım Kürt sinemasını da öldürdü: Destek bekliyoruz

  • 10 Aralık 2020
Kayyım Kürt sinemasını da öldürdü: Destek bekliyoruz
-  A  +

Türkiye'de Kürt sineması, Mezopotamya Kültür Merkezi'nin (MKM) çalışmalarıyla 1990 yıllarında başladı. Kürt sineması kendi yolunu bulmaya çalışan, özellikle ekonomik sorunlarla boğuşan bir sinema. Yönetmen Aram Dildar'a göre sinema, destek ve ekonomi ile bağlantılı bir meslek. Kürt sinemasının kendisini sinema salonlarında göremediğine dikkat çeken Dildar, nedenini şöyle açıklıyor; “Çünkü sinema salonlarında Kürt sinemasına yer verilmedi, bu nedenle geniş kitlelere ulaşamadı ve kendi ekonomisini döndüremiyor.”

'KÜRT SİNEMASI ŞU ANDA KÖŞEYE SIKIŞTIRILMIŞ DURUMDA'
Dildar, Türkiye'de Kültür Bakanlığı'nın sadece barış sürecinde birkaç Kürtçe filme destek olduğunu söylüyor. “Ancak onun dışında ya hiç destek olmuyorlar ya da temsili düzeyde filme destek oluyor” diyen Dildar, temsili düzeydeki desteğin Kürt sinemasının gelişmesini kötü yönde etkilediğini söylüyor. Kürt belediyelerinin Kürtçe filmlere destek olduğunu ancak kayyımlarla birlikte bu desteğin de ortadan kaldırıldığını belirten Dildar şunları söyledi: “Kürt belediyeciliği sahada destek veriyordu ve bazı destekler küçük sponsorluklarla oluyordu ancak kayyımlarla beraber bu destek ortadan kaldırıldı. En azından gelişmekte olan film festivalleri nefes olmaya doğru giderken yine bu kayyımların eliyle ortadan kaldırıldı. Kürt sineması şu anda köşeye sıkıştırılmış durumda. Türkiye'den fon bulamadığı için uluslararası fonlara erişimini de imkansızlaştırıyor. Çünkü dünyadaki fonların şöyle kuralları var: Önce kendi ülkenden destek alman gerekiyor. Bu şartlar altında Kürt sinemasının temsiliyeti ya hiç olmuyor ya da az destekleniyor.”

 Aram Dildar
'KÜRT SİNEMASININ BİR PİYASASI YOK'
Kürt sinemasının bir piyasasının olmadığına değinen Dildar, “Yeni gelişen dijital platformlar var. Eğer bu platformlar Kürt sinemasına yer verirlerse bir piyasası olur. Kürt sineması salonlara girerse gelişir. Güney Kürdistan'ın kendi sinema salonları var. Ödül alan sinema filmleri de yapılıyor. Son dönemlerde insanların eğlenebileceği içerikler üreten filmler de ortaya çıkmaya başladı. Aslında Kürt sinemanın olması gereken seyri şu anda Güney Kürdistan'da var. Çünkü orada bir özgürlük alan olduğundan dolayı gerçekleşiyor. Bir tane komedi filmi yapalım, gişeye girelim ve milyonlarca insan izlesin gibi bir derdimiz yok. Zaten Türkiye'de böyle bir şey mümkün değil" dedi.

 
'KÜRT SİNEMASININ TEMEL PROBLEMİ POLİTİKTİR'
Kürt sinemasının ve sanatının temel probleminin politik olduğunu düşünen Dildar, politik meselelerin çözülmesi gerektiğinin altını çiziyor. Kürt meselesinin barışçıl bir şekilde çözülmesi durumunda Kürt sinemasının da barış ve huzur ortamıyla birlikte gelişebileceğini savunan Dildar, Kürt ve Türk sinemasının gelişmesinin hukuk, adalet ve özgürlüklerin korunmasıyla bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor.

'SİNEMANIN ALTIN ÇAĞINI GERİDE BIRAKTIK'
“Biz kendi koşullarımızı kendimiz yaratmak zorundayız” diyen Dildar şöyle devam etti, “Sinemanın altın çağını çoktan geride bıraktık. Sinemanın toplum üzerindeki etkisini, milyonların izlediği ve milyonları dönüştüren filmlerin çağı geçti. Bizim için geçerli olan şey şu; Sinema, diziler ve edebiyat bir bütün olarak Kürt kültürünün, sanatının güçlü bir şekilde temsili... Yeni kuşaklar üzerinde inanılmaz olumlu etkiler olacaktır. Kürtlerin güçlü bir sineması, Hakkari'de doğan ve çocukluğunda iyi bir Kürtçe film izleyen bir gencin hayalinde Kürt sineması olmasını sağlar. Kürt müziğinin dinlenmesi çok iyi bir yerde. Büyük bir kitlesi var. Bu nedenle çocuk yaşta biri Kürtçe müzik yapmak istiyor. Kürt müziği yeteri doygunluğa ulaştıran bir yere sahip. Bu yüzden piyasası olmalı. Kürt müziği asimilasyon ve toplumun kendini tanıma süreci açısından çok önemli bir yere sahip. Bizim yaptığımız her eser oradaki kültürel sömürgeciliğin kökleşmesini, devam etmesini ve olgunlaşmasını önler. Kürt sineması, edebiyatı ve sanatının böyle bir zorunluluğu var. İnsanlar eğitim dilinden mahrum. Kimse Kürtçe eğitim alamıyor. Yıllar sonra Kürtçenin okuma ve yazmasını öğrenip onun üzerinde düşünerek, tartışarak kendi çabamızla bir yere gelerek üretim vermeye çalışıyoruz.”


SAVAŞIN YIKICILIĞI...
Dildar, yeni filmine ilişkin de şu bilgileri verdi, “İki ülke arasında olan bir savaşı anlatıyor. Savaş başlamadan önce bir karakter artık sınır bölgesinde, bir daha savaşın olmayacağına inanıyor. Kendisine yeni bir ev yapıyor. Yeni bir yaşam kurmaya çalışıyor. Evini bitirip yerleştiği ilk gün tekrar iki ülke arasında savaş başlıyor. Daha önce iki ülke arasındaki savaşı bilen, savaşta yer alan karakter psikolojik olarak o savaşın ne kadar yıkıcı olduğunun farkında. Filmdeki karakter ailesini bundan korumaya çalışan ancak tüm birikimini yeni evine yatırdığı için elinde parası olmayan bir adamın art arda verdiği yanlış kararlar ve bölgeden uzaklaşmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor.”

 
'KÜRT SİNEMASINA ÖNEM VERENLERDEN DESTEK BEKLİYORUZ'
Dildar, 2018'de 'Geç Kalışa Hazırlık' adıyla kısa metrajlı bir film çekti. Diyarbakır, Batman, Van ve İstanbul'da gösterimler yapıldı. Yeni kısa metrajlı filmini çekmek için kampanya başlatan Dildar, şunları söyledi, “Bir önceki filmin avantajlarını kullanıyoruz. Çünkü onu izleyenler bir şekilde bu filme de destek olmak istiyorlar. Kısa film ve belgesel türünde başlatılan kampanyalar çok fazla yapılıyor. Kendi izleyicinden, çevrenden ve dostlarından açık bir şekilde yeni film için destek istiyorsun. Herkes kendi bütçesine göre destekler veriyor ve böylece bir film oluşuyor. Son dönemde Türkiye'de çok yaygınlaştı. Bu kısa film, belgesel ve albüm yapmanın başka bir yolu. Yeni filmimiz için denemek istedik. İki ay içinde bütçemizi toparlayabilirsek filmimizi çekmeye başlayacağız. Bu kampanyanın amacı herkesin kendi gücüne ve ölçüsüne göre, küçük bir destek verip ortaya büyük bir ürün çıkarmakla ilgili bir süreç. Hiç kimseden çok büyük ekonomik katkılar beklemiyoruz. İzleyip merak eden, Kürt sinemasına önem veren ve beğenen insanlardan destek bekliyoruz.”